|
Dudaklarından kalkarken boynun kurcalar beni bir yanımı kara çıbanlara saldılar, ıslak bir yanım hiç aymamıştır, gümeçlerde saklıdır
ondan ki nefret içinde omzunu okşuyorum ama şimdi bana gerçekten zor gelen şey bir grevin çocuklara kazınmış izlerini hatırlamak sözlerimi etime bastırıyorum içimde çalılıkları yaran bir postalın tortusu benim bu sası karanlığa zorla, zorlayarak tutuşmuş bir gül sıkıştırmak boynumun borcu
yeter ki sağlam senetler verilmiş sanılırken aşkı karartmak için sen bir daha beni saçlarınla sıyır ağdalanmış sevincimi hışırdat, bunu yapabilirsin çünkü bütün bankalar, silâh fabrikaları her gün bacaklarımıza sırnaşan kara köpük senin sessiz gururunda homurdanan tufanı hesab etmiş değil, bilmemişler hıncımın yaban otlar suladığını çalakalem sevebilmek elimden gelmiyor belki evet onların mühürlerini kımıldatan barut dumanlarını solumaktan biraz çopurlanmıştır sesim senin göğsünü ağartırken yıpranılacak elbet bakışlar tozlanacak, dolukmuş sofalardan ezikliğin şehveti yayılınca taptaze yaşlanmayı da öğrenmem gerekecek
iştedir yalanı seyreltiyor uykusuzluklar aklımın köşesinden atlılar geçiyor değil mi ki beni şımartan gökyüzüdür ve ben o tanyerlerinin sulbünden gelmekteyim hiçbir dostumu kalebent saymam parmaklıkların ardında kan değildir dostlarımın çakşırına bulaşan kan değil, mürekkep lekesi, ben bilirim çünkü bir gün gerçekten kan aktığında ölüm çiçeklerin yırtıcı dülgerliği sanılacaktır karaysam şimdi öfkenin payı vardır karalığımda aşktandır titrediğim eğer ki titriyorsam sözlerim öcalan ağza misvak, iyice anlaşılsın bu dağlanmış toprağa süzülen ayaklarımdan keşke kan olsa,
o zaman senin çardağına çıkarken karıştırırken şarapla kendimi sana varsın gün geçtikçe her şeyde biraz kahır biraz bakır çalığı olsun lokmamızda bana soru sor artık beni kurtarma, konuştur beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla.
|