Zaman: 20 AÄŸustos 2008, 15:26

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj BaÅŸlığı: İSMET ÖZEL-Hürriyet/ 13 Ekim 2001
MesajGönderilme zamanı: 02 Mart 2008, 20:56 
Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 24 Şubat 2008, 17:31
Mesajlar: 30
Rep Puani: 0

Arti Rep puani verEksi Rep puani ver
Irzına Geçilmiş Her Kadın, Fahişe Olmak Zorunda Değil!

Tuhaf olan su ki, köprülerin altından fırsatını bulan bütün sular aktıktan sonra bile en muhalifi dahi kayıtsız kalamadı kendisine. Gizli gizli yazdıklarını okuyanlar kadar, açık açık ''ses''ini taklit edenler de; kitaplarını rafların en gerisine itenler kadar, adini antolojilerden silmeye yeltenenler de onun isminin anılmadığı bir edebiyat dünyasının birdenbire ne kadar yoksullaştığının farkındaydı.

Halbuki, edebiyat dünyası yek vücut olup ona saldırdığı ölçüde hiç kimseye saldırmamıştı bugüne dek; ona çemkirdiği kadar hiç kimseye çemkirmemişti. Çarşaf çarşaf yazılar yayımlandı aleyhinde, soruşturmalar düzenlendi, bildiri ve manifestolar deklare edildi. O ise bunların hiçbirisine aldırmadan hor görülen gazetelerde düzyazılarını, dudak bükülen yayınevlerinde şiirlerini yayımlıyor. Kitaplarının baskı adedine bakarsanız, bütün unutturma çabalarına rağmen okurlarının onu terk ettigi, sayılarında bir azalma olduğu söylenemez. Adi İsmet Özel, yıllar önce ''Evet, İsyan'' demişti. Hálá ayni şeyi söylüyor...

Herkesin dikkatini, maharet, ustalık, zamanlama, yetenek ve cüret çekti. İnsanlar saldırının niçin yapıldığını değil, nasıl yapıldığını merak etmeye başladılar. Böyle terör olur mu? Ben bunun terör eylemi olmadığı kanaatindeyim.

İstiklál, bizim İslám toprağını mütecavizlerin tasallutundan kurtarmamızla olmuştur. Mustafa Kemal'e 'Gazi' denilmesi boşuna değildir. Gazi, küffara karşı gaza eden kişi demektir. O yüzden de Türklük'ten vazgeçemeyiz.



*Bir yazınızda, ''Ben 25 yıldır size doğruları söylemedim'' diyorsunuz. Biliyorsanız neden söylemiyorsunuz doğruları?



- İletişim sağlayabilmek için insanların şartlanmalarının göz önüne alınması gerekir. Mesela hiç kimseye üç parmakla sünnete uygun yemek yemenin nasıl olacağını söyleyemem. Onun için bundan hiç bahsetmezsiniz. Çünkü bunu söylediğiniz zaman dünya kadar is çıkar başınıza. Bununla uğraşmak, aslında iletişim kurmak istediğiniz alandaki hareket sahasını daraltır. Dolayısıyla, doğruları bir tarafa bırakıp ancak konuşabileceğimiz şeyleri konuşuyoruz. Sadece ben değil, kimse doğruları konuşmuyor. Söz gelişi, ekonomi konusunda uzmanmış gibi ortaya çıkan dünya kadar medyatik kişi var. bunların hepsi, kendilerinin doğru konuşmadığını bilerek konuşuyorlar. Birtakım dayatmalar olduğunu ve ifade biçimlerinin bu dayatmaları asla asamayacağını biliyorlar ama söylemiyorlar.



*Siz de mi bu nedenle söylemiyorsunuz doğruları?



- Ben kendimi kısıtlama altında hissettiğim için değil, doğruları söylemenin verimli olmadığını fark ettigim için söylemiyorum.



*Sizin bir sıkıntınız da yazılarınızın anlaşılmaması. Sık sık şikáyet ediyorsunuz bundan...



- Öyle mi yoksa beni anlamadığını ifade edenlerden mi şikáyet ediyorum? İnsanlar benim anlaşılmaz şeyler yazdığımı söylüyorlar. Neden? Çünkü benim kendime problem ettiğim şeyler onların problemi değil. Dolayısıyla, onlara göre hakikaten anlamsız şeyler söylüyorum. Yazdıklarımı anlamayan insanlar, bence yazdıklarımdan memnun olmayan insanlardır. Yazdıklarımı öğrenen insanlar da benim böyle şeyler yazmamı istemeyen insanlardır.



*Yani bilinçaltınızda anlaşılmamanın verdiği bir haz söz konusu değil?



- Bunu böyle değil de başka türlü yorumlamak lazım. Tamamen anlaşılmak, anlaşılmaya değer olmayan şeyler söylemek mánásına gelir. Ben o kadar rahat anlaşılacak anti-püften şeyler söylemiyorum. Birisinin, ''Ben bunu anladım'' demesi de o kadar hoşuma giden bir şey değil. Anlaşılmamaya çalışmıyorum ama, anlaşıldığı gibi olmadığının da fark edilmesini istiyorum. Daha doğrusu, bir yol arkadaşı ile konuşmak istiyorum. Benim hedeflediğim bu. Buna müstahák olmayanların benim yazılarımı harcıálem bir şekilde kullanmalarını istemem. Bence bilgi konusu, hiçbir şekilde, bir tarafın diğerine telkinde bulunduğu bir hadise değildir. Eğer birisi, bir diğerine bir şeyi telkin ediyorsa, orada bir ahláksızlık vardır.

*Bütün o vaazlar, dersler, söylevler ahlaksızlık mı?



- Telkin ise evet. İnsanin insana kulluğu ahlaksızlık olmayacak da ne olacak?



*İyi ama insanlık tarihi, düşünce tarihi telkinler aracılığıyla yürüyen bir süreç değil midir?



- Atasözü ne diyor? ''Ele verir talkını, kendi yutar salkımı'' diyor. Buradaki ''talkın,'' telkinin bozulmuş halidir. Demek ki, telkin, telkin olarak kaldığı sürece, birilerinin salkım yutmasına içkin olan bir şeydir.



*Son zamanlarda, pek çoklarını rahatsız edeceğini bile bile sürekli Türklük'e vurgu yapıyorsunuz. Nereden çıktı bu Türklük meselesi?



- Söyle diyelim: Avrupa medeniyetinin 'öteki,' İslám değil, Türklük'tür. Bu sebeple, Türklük son derece önemlidir. Ama bana göre, Türklük'ün Orhun ve Yenisey yazıtlarıyla başlayan bir şey olduğunu düşünmek yanlıştır. Çünkü Türk, Müslüman olmayan bir şey olarak anlaşılamaz ve her Müslüman davranış Türklük'le irtibatlıdır. Türkler, İstiklál Harbi yaparken, bu harbi Türkler'in kazanmasını istemeyen kim varsa, onlar Türk değildir. İsteyen taraflar da Türk'tür.



*Bu kadar Türklük vurgusu, insani 'Ne mutlu Türk'üm diyene!' sözüne kadar götürmez mi?



- Götürürse ne olur, cehenneme mi gideriz?



*Cehenneme gitmeyiz belki ama kendilerini Türk hissetmeyen unsurların dışlanmaları gibi bir tehlikeyi beraberinde getirmez mi bu?



- Ben dışarıda bırakmıyorum ki, onlar kalmak istiyorsa o başka mesele. Ben diyorum ki, Türkiye'de İslámcı politika bir fraksiyon politikası olamaz. Türklük meselesi, bu topraklarda bir milletin yaşayıp yaşamadığı, bu toprakların bir milletin vatani olup olmadığı meselesidir. Bu bakımdan Müslümanlıktan asla kopartılamaz.



*Son yazılarınızdan birinde 'Ya Amerikanlaşacağız, ya Türkleşeceğiz' diyorsunuz. Bunlar birbirinin alternatifi mi?



- Dünyada kapitalist olmadan, kapitalizmin karşısında yasama tarzı üretebilmiş ve bunu devam ettirebilmiş tek devlet biziz. Onun için, bu iki sistemi karşı karşıya getirmek zorundayız: Ya Amerikanlaşacağız, ya da Türkleşeceğiz.



*İyi ama hálá Amerikanlaşmamış bir tarafımız kaldı mı?



- Bilmem, bir bakalım. Kaldıysa eğer onu harekete geçirelim. Irzına geçilmiş her kadın fahişe olmak zorunda değildir. Bir çok şey oldu Türkiye'de tabii. Ama bunları istemediğimizi, aslında bizim de kendimize ait bir namusumuz olduğunu yeniden söyleyebiliriz. Elbette, battı balık yan gider diye düşünmek de mümkün...



*ABD'de 11 Eylül'de meydana gelen olaylar için, ''Bu bir saldırıdır ama terör değildir'' diyorsunuz. Neye dayanarak söylüyorsunuz bunu?



- Çünkü terörün doğal sonucu olan korku yok. Adamlar korkularından mi Afganistan'a saldırıyorlar? Kulelerin ve Pentagon'un uçak saldırısına maruz kalması, Amerika'da yasayan insanların, genel olarak kendilerine yönelik bir tehdit hissettikleri izlenimini vermiyor. Bu saldırı sebebiyle saldırıya uğrayanların da, saldırıyı seyredenlerin de dehşete kapıldıklarını söylemek son derece zor.



*Peki ama orada ölen insanlar için üzülmemek mümkün mü?



- başka bir şeyden bahsediyoruz. Ben dini bütün olmak isteyen bir Müslümanım. Benim itikadıma göre, cani insanlara veren de, alan da Allah'tır. Bir insanin eceli yorganda da, urganda da gelebilir. Masum insanlara acımıyor musunuz? Benim acıdığım o kadar çok insan var ki, onlardan bunlara sıra gelir mi acaba?



*Bu sözleriniz, tıpkı Sivas'tan sonra söylediğiniz sözler gibi yanlış anlaşılma tehlikesi taşımıyor mu?



- Öyle bir yanlış anlaşılmadan hiç korkmuyorum.



İKİ SİSTEMDEN BİRİNİ SEÇECEĞİZ



Dünyada kapitalist olmadan, kapitalizmin karşısında yasama tarzı üretebilmiş ve bunu devam ettirebilmiş tek devlet biziz. Onun için, bu iki sistemi karşı karsıya getirmek zorundayız: Ya Amerikanlaşacağız, ya da Türkleşeceğiz.



Herkes Başını Örtemez!



Neo-liberalizm döneminde üç şey birlikte sunuldu kontrol altında olan ülkelere: İnsan hakları, demokrasi ve piyasa ekonomisi. İnsanlar, bu üçünü birbirinden ayırmaya hiç niyet etmedi. Dolayısıyla, nerede demokrasi varsa, orada piyasa ekonomisinin hakimiyeti de gerekiyor. İnsan hakları için de böyle bu. Başörtüsü konusunda, Avrupa İnsan hakları Mahkemesi devleti hakli buldu. Madem ki, dini bir vecibe değil, demokratik bir hak olduğunu savunuyorlar, gidip AIHM'i etkilemeye çalışsınlar. Üniversitelerde okumak, dini bir yükümlülük değildir ama Müslüman bir kadının tesettüre riayet etmesi dini bir vecibedir. Bir insan, ''Ben hayatimi üniversite mezunu olmadığım takdirde sürdüremem'' diyorsa, elbette basını açıp üniversitede okuması gerekir. Tersine, ''Ben hayatimi başımı açtığım takdirde sürdüremem'' diyen insanin da, başı açık gidilen bir yere gitmemesi lazımdır. Çünkü, yalnız hür ve namuslu kadınlar başlarını örtebilir. Cariyeler başlarını örtemezler. Fahişelik yaptığı tespit edilen bir kadının başının örtülmesi mutlaka yasaklanmalıdır. Bir kadın hem aşırı makyajlı, hem de başörtülü olamaz.

İlber Ortaylı, Nilüfer Göle için 'şarlatan' demiş. Bu isabetli bir betimlemedir veya değildir, orası o kadar önemli değil. Ama 'şarlatanlık' yapılabilecek bir ortam içinde yaşadığımızı gösteriyor.

Musiki alanında nasıl bir tuzağa düştük? Niçin Ahmet Adnan Saygun, Bela Bartok değildir? Çünkü Bela Bartok, kendi toplumunun müziğini bulmaya hayatını vakfetmiş birisidir. Ama acaba biz 'Türk Beşleri' ile bir yere varabildik mi? Varmamız beklenirdi, niye varamadık?

Popüler kültür, imanları gevretir. Çünkü popüler kültür, kár amacıyla insanların bayağılıklarının haklılaştırılmasına dönük bir şeydir. Popüler kültürde hiçbir şekilde bir hedef gösterilip de o hedefe uygun çaba önerilmez. Bu nedenle, her türlü bayağılık popüler kültürde meşruiyet kazanır. Bu mánáda elbette iman da gevrer. Çünkü iman son derece kesin ve aydınlık ayrımları gerektiren bir şeydir.

Süleyman Demirel gibi ben de, 28 Şubat denilen şeyin Türkiye Cumhuriyeti devletinin normal reflekslerinden birisi olduğunu söylüyorum. Bu bir ay önce de, bir ay sonra da olabilirdi. Özel bir dönüm noktası değil.



Çevrimdışı
 Profil Özel mesaj gönder E-posta  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Aranacak:
GeçiÅŸ yap:  
eXTReMe Tracker
cron
phpBB skin developed by: John Olson
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye
phpBB SEOYoutube
Gizlilik Bildirimi