Yeni Edebi Yaşam - Özgür Edebiyatın Yeni Buluşma Yeri
Zaman: 29 AÄŸustos 2008, 06:43

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni baÅŸlık gönder BaÅŸlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj BaÅŸlığı: Memduh Åževket Esendal - Hayat Ne Tatlı
MesajGönderilme zamanı: 23 Haziran 2008, 10:19 
Çevrimdışı
Salik
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Mart 2008, 23:29
Mesajlar: 25
Rep Puani: 5

Arti Rep puani verEksi Rep puani ver
Üniversitede Kıymetli Hocamız Mustafa Apaydın'ın vize sınavında tahlil için sorduğu, hoş bir hikaye.

HAYAT NE TATLI

Temmuz, öğle vakti. Komşuda bir kadın sesi... Neye bağırdığı anlaşılmıyor. Belki çocuğuna haykırıyor. Müezzin'in duvarlarından tahtaboşa bir kedi atladı. Birkaç ev ötede bir tavuk gıdaklıyor, bir horoz ona yardım ediyor...

(...)

Hafız Nuri Efendi, kapının arkasından şemsiyesini aldı, yavaşça sokağa çıktı. Neden? Bir işi mi var? Birini mi görecekti? Hiçbir işi yok. Hiç çıkmasa da olabilirdi. Ancak, çıkmış bulundu. Ayakları onu dört yol ağzına doğru götürdü. İki evin arasındaki dar aralıktan, vagonların geçtiği görülüyor! Geçti, geçti, sonra birdenbire bitti. Oooooh!.. Nuri Efendi, rahatsız olmuştu. Edirne'den İstanbul'a kadar gelmişsin, Sirkeci kaç adımlık yer! Şöyle yavaş yavaş, kamil kamil gitse olmaz mı?... Deli gibi, sanki kelle götürüyor.

Hafız Nuri Efendi, köşeye dayanmış duruyordu. Birdenbire yanında birini gördü. Kavaf'ın Şükrü... Arka sokaktan mı çıktı?... Nuri Efendiye:

-Birini mi bekliyorsun? Diye sordu.

-Yoooook!...

-E, duracak mısın? Diye sordu.

-Bilmem, duruyorum iÅŸte...

-Yoksa, bir dalgan mı var?

-Yoooook... Ne dalgam olacak!

-Olur a! İnsan bu...

Nuri sesini çıkarmadı. Biraz durduktan sonra gene Şükrü:

-E, duracak mısın? Diye sordu.

-Duruyorum, bilmem, dedi...

-Gelirsen, gel. Seni Kumkapı'ya götüreyim.

Nuri boynunu büktü.

-Gidelim, dersen, gidelim, dedi.

-Yürü, gezmiş olursun.

Yürüdüler. Karşı kaldırıma geçtiler, sağa, sokağa saptılar, demir yoluna çıktılar. Şükrü:

-Sen gidedur, ben sana yetiÅŸirim, dedi, oradaki odun deposuna girdi.

Hafız Nuri Efendi yürüdü. Şemsiyesine dayanarak, iki yanda bostanlara, marullara, salatalara bakarak yürüyor. Geçitten geçerek mahalle içinden istasyonun arkasını dolaştı, yeniden demir yoluna çıkacağı yerde mahallelerinin kömürcüsü Halil ile karşılaştılar.

-Hayrola Nuri Efendi, nereye?

-Valla bilmem, işte öyle gidiyorum...

Arkasına dönüp bakarak:

-Şükrü gelecekti, gelmedi.

Halil sordu:

-Hangi Şükrü? Dedi.

-Kavaf'ın Şükrü!

-Bir yere mi gideceksiniz?

-Yooo, öyle, gidelim, dedi idi de... Gelmedi.

Halil:

-Bırak canım, dedi, Şükrü'nün ipiyle kuyuya inilir mi! Kim bilir nereye takılmış kalmıştır. Ben mahalleye gidiyorum, hadi, dön gidelim.

Nuri Efendi boynunu büktü:

-Olur, dönelim, dedi.

-Hadi, hadi. Yürü...

Döndüler. Halil, kömür almaya gelip de pazarlığı yapamadığını anlatmaya başlamış ve daha on beş adım atmamışlardı ki, arkadan Halil'i çağırdılar. Bu çağrılıştan, bozulan pazarlığın düzeleceğini anlayan Halil döndü, Nuri Efendiye:

-Sen, dedi, gidedur. Ben yetiÅŸirim.

Nuri Efendi yürüdü. Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahallelerinin kahvesinin kapısı önüne kadar geldi.

İki kişi, ortada, alçak hasır iskemlelere karşılıklı oturmuş, tavla oynuyorlardı. O da gitti, üçüncü boş iskemleye oturdu.

Oyunculardan biri oyunu kaybetti. Yenilmesini Hafız'ın uğursuzluğuna verdi.

-Hafız, dedi. Şimdi oyun bitince, bir parti de seninle oynayacağım.

Hafız şemsiye sapını ağzından çıkararak:

-Ben tavla bilmem ki, dedi.

-Tavla bilmez misin?

-Bilmem ya!...

-E, bilmezsin de deminden beri ne bakıp duruyorsun?

Hafız Nuri Efendi, buna kızar gibi oldu. "Benim sana ne ziyanım var" diyecekti, demedi. Kalktı, kahve kapısına gitti, durdu. "Eve dönsem" diye düşündü. Artık ikindi vakti. Akşam oluyor. Köşeden geçerken bakkaldan ekmeğini aldı, eve gitti. Annesi kapının ipini çekti. Mangalda pişen yemeğin kokusu bütün evi bürümüştü. Odasına çıktı, gecelik entarisini, Şam hırkasını giydi, pencerenin önünde oturdu. Akşam satıcıları geçiyor. Mahalleye akşam rengi çöküyordu. Sokağın köşesinden bir çocuk:

-Hayriii, gel; annem seni çağırıyor! Diye kardeşine sesleniyor. Bir kız çocuk, elinde bir deste maydanoz, takunyalarını tıkırdatarak geçiyor. Komşu Gaffar'ın oğlu, iki boş küfeyi bostan kapısından sokmaya uğraşıyor. İki hanım, belli ki uzakça bir yere gitmiş ve geç kalmışlardı, hızlı hızlı eve dönüyorlar. Mutfakta annesinin takunyalarla dolaştığı duyuluyor... "Hayat, ne tatlı şey" diye düşündü. İnsanın ömrü olmalı da yaşamalı.


_________________
"Hüzün ki en çok yakışandır bize
Belki de en çok anladığımız"


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder E-posta  
 
 Mesaj BaÅŸlığı: Re: Memduh Åževket Esendal - Hayat Ne Tatlı
MesajGönderilme zamanı: 23 Haziran 2008, 17:04 
Çevrimdışı
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Ocak 2008, 11:28
Mesajlar: 303
Konum: Kayseri - Kırşehir - Kaman
Rep Puani: 0

Arti Rep puani verEksi Rep puani ver
Benim en sevdiğim hikayelerin başında gelir. Belki de en sevdiğim. Harika bir seçim. Sait Faik'i de seviyorsun sanırım.

Sessiz sakin yaşayan, kendi halindeki Türk insanının gündelik hayatını çok iyi yakalayan bir metindir. Hafız Nuri tipininin hikaye içindeki rahatlığı, kaygısızlığı. sınırları zorlayan uyumu; uyumu bozan, o ağır ağır akan ahengi bozan nesne ve seslere karşı tepkisi; sonra sonra özellikle de hikayenin nihayetinde pencere önünde akşam saatinde pencere içinde oturan munis bir kedi gibi sokağı seyredişi bende her zaman müthiş bir tesir uyandırmıştır.

_________________
Paylaştıkça
Resim


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder E-posta  
 
 Mesaj BaÅŸlığı: Re: Memduh Åževket Esendal - Hayat Ne Tatlı
MesajGönderilme zamanı: 23 Haziran 2008, 17:31 
Çevrimdışı
Salik
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 29 Mart 2008, 23:29
Mesajlar: 25
Rep Puani: 5

Arti Rep puani verEksi Rep puani ver
Haklısın adı gibi tatlı bir hikaye. Hikaye konusunu işlerken bu hikayeyi öğrencilere mutlaka okurum. Açıklayınca Hafız Nuri tipi onların da çok hoşuna gider. "İnsanın ömrü olmalı da yaşamalı" :)

_________________
"Hüzün ki en çok yakışandır bize
Belki de en çok anladığımız"


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder E-posta  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni baÅŸlık gönder BaÅŸlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Aranacak:
GeçiÅŸ yap:  
eXTReMe Tracker
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye
phpBB SEOYoutube
Gizlilik Bildirimi