

Dünya edebiyatının Sefiller'den sonra en çok okunan eseri Suç ve Ceza'dır. Fakat o Sefiller gibi sürükleyiciliği ya da basit tesadüflere dayalı olay örgüsündeki sadelik ile çekmez okuyucuyu. İçindeki fikri içerik ile çeker. Suç ve Ceza'nın özetini vermek, onun hakkında tahliller yapmak belki okumayanlara haksızlık olacağından bu noktalara fazla girmeyeceğim.
Dostoyevski bu eserinde Raskolnikov isimli bir üniversite öğrencisini kendine kahraman olarak seçer. O, ne Çernişevski'nin Lupuhov'u gibi bir olağanüstü mükemmeliyette bir insandır, ne de Gogol'ün tipleri gibi gerçekçi ama çoğunlukla traji - komik ve aşağılıktır. O, tüm halleri ile tanıdığımız insandır. Çatışmaları, hataları eksikleri olan. Fakat onu diğerlerinden ayıran ve kendi yaşadığı toplum içinde de kısmen özel kılan yanı vicdanıdır. Kendi içinde kurduğu vicdan mahkemesinde hayatını durmaksızın yargılar. İçinde kurduğu aynalarda kendini gördükçe çıldıracak gibi olur. Ailesi, toplum, komşuları, arkadaşları onun etrafında örülmüş ve pek çok bakımdan içinden çıkılmaz sorunlar yaratan çemberlerdir.

RASKOLNİKOV'UN TEMSİLİ BİR PORTRESİ
Bir cinayet olayların Raskolnikov'un hassas vicdanında büyük ve katlanılmaz bir mahkeme kurulmasına neden olur. Bundan sonrası büyük bir iç maceradır.
Daha fazla bahsetmeyi haksızlık olarak görüyorum. Yazacak o kadar çok şey var ki ve bunları yazmak hem öyle zor ve hem de öylesine büyük bir haksızlık ki. en iyisi şöyle yapalım okuyanlar aşağıda bir konu açsın ve tartışsın, okumayanlar okuduktan sonra tartışmalara katılsın.
Soru Raskolnikov cinayetinde haklı mıdır?
İlk soru bu olsun.