Yeni Edebi Yaşam - Özgür Edebiyatın Yeni Buluşma Yeri
Zaman: 07 Ekim 2008, 21:11

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER Y. BAYRAM
MesajGönderilme zamanı: 03 Şubat 2008, 22:40 
Çevrimdışı
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Ocak 2008, 11:28
Mesajlar: 306
Konum: Kayseri - Kırşehir - Kaman
Rep Puani: 0

Arti Rep puani verEksi Rep puani ver
KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE DUYGULARIN DİLİ: ÇİÇEKLER
Yavuz BAYRAM *
ÖZET
Bu makalede, “gül”den başlanarak, tespit edilen çiçeklerle ilgili tanımlar, sayısal veriler, bunların değişik ögelerle ilişkilendirilmelerinde başvurulan yöntemler, anlam çerçeveleri; ilgili beyitlerin tahlillerine dayanılarak ortaya konulmuştur. Bu anlamda ilk olarak gül incelenmiştir. Gülün ardından incelenen Türkçe divanlarda geçtikleri beyitlerin sayısıyla orantılı olarak, “lâle, sümbül, nergis, yâsemin, menekşe...” gibi çiçekler üzerinde durulmuştur.
Anahtar kelimeler: Klasik Türk şiiri, çiçekler, anlam çerçevesi
SENSATION’S LANGUAGE IN THE DIVAN POETRY: FLOWERS
ABSTRACT
In this article starting from “rose”, the explanations and the numerical values related with the defined flowers, the methods used in comparison with several elements and rose have been defined basing on the analysis of the related couplets. In this meaning firstly rose has been analisied. Later, the flowers such as “lâle, sümbül, nergis, yâsemin...” have been mentioned considering the numerical data related with these elements.
Key words: Classical Turkish poetry, flowers, signification frames.
Giriş
Çiçekler, bütün medeniyetlerde olduğu gibi, İslâm medeniyetinde ve bu medeniyetin önemli bir parçası olan Osmanlı-Türk kültüründe de, hem somut hem de soyut özellikleriyle dikkat çeken doğal unsurlar arasında yer alırlar. Nitekim bu makalede, birtakım sayısal verilerden de yararlanılarak1 Türk kültürünün önemli bir evresine ait olan Klasik Türk şiirinde çiçeklerin “nasıl, ne kadar, niçin” yer aldıkları ve şairlerin duygularını dile getirmeleri açısından ne tür bir işleve sahip oldukları üzerinde durulacaktır.
Bu amaçla da Klasik Türk şiirinde rastlanan çiçeklerle ilgili anlam alanları2, klasik Türk şiirinde yer alma oranları, bu çiçeklerin hangi özellikleriyle dikkat çektikleri, zamanla kazandıkları anlam çerçeveleri3, hangi yöntemlerle klasik Türk şiirinde yer aldıkları gibi konuların aydınlatılmasına çalışılacaktır. Makalemizin bu konuda hazırlanmış ve hepsinden ayrı ayrı yararlandığımız diğer çalışmalardan4 farkı da bu amacımızdan kaynaklanmaktadır.
İslâmiyet’ten önce göçebe yaşamlarının bir gereği olarak Türkler, daha çok hayvanlarla ilgilenmişler; İslâmiyet’i kabul etmelerinden sonra ise, yerleşik medeniyete geçmeleriyle orantılı olarak bitkilerle ve çiçeklerle olan münasebetleri artmıştır. Bu iki döneme ait edebî eserlerde bu değişimi çok açık ve net biçimde gözlemlemek mümkündür.
Klasik Türk şiirinin hüküm sürdüğü dönem, Türklerin yerleşik hayata iyice alıştıkları ve artık geçimlerini hayvancılık yanında büyük oranda tarımdan sağladıkları bir dönemi
* Yrd.Doç.Dr.Hitit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (yavuzebrar@gmail.com).
1 İsimleri ayrıca 7.dipnotta verilmiş olan 15.yüzyıl ile 18.yüzyıl arasında yaşamış 26 divan şairinin Türkçe divanlarında yer alan 100.000’e yakın beytin taranmasıyla elde edilen bu verilerle ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz. Bayram 2001.
2 Bu terim (anlam çerçevesi) ile; bir kelimenin “teşbih, teşhis, istiare, leff ü neşr, tenasüp, tezat, telmih, hüsn-i talil, bağdaştırma vs.” gibi değişik yöntemler aracılığıyla ilişkilendirildiği tüm ögeler (temel anlam, yan anlamlar, tasarımlar, duygu değeri) kastedilmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz.: Aksan 1995, 504; Aksan 1993, 76.
3 Anlam alanı (Alm.Semantiches Feld; Fr. Champ semantique; İng. Semantic field): Zihinde aynı veya birbirine yakın kavramlar oluşturan kelimelerin meydana getirdikleri ortak alan: ülkü, hedef, gaye, maksat, ideal; kırılmak, incinmek, gücenmek, darılmak, küsmek, kesmek, koparmak, biçmek, üzmek, yolmak gibi kelimeler aynı anlam alanına giren kelimelerdir (Korkmaz 1992).
4 Bu önemli çalışmalardan bazıları şunlardır: Ünver 1967, 1977, 1954; Karahan 1980, 55-63; Mermer 1985; Yılgör, 1990; Ayvazoğlu 1992; Çağlayan, 1990; Gülersoy, 1980; Ayverdi, 1950; Demirel 2000; Erdoğan, 1989; Kalkışım 1997, 31-38; Doğan 1995, 70-74; Diriöz 1980, 4-7; Polat 2001; Aybet 1989; Şimşek (Kartal) 1994; Özel 1981; Sa‘id, Lisânü’l-Ezhâr; Tansuğ, 1988; Eldem 1976; Demiriz 1986; Çetindağ 2002, 171-182.
210 Yavuz BAYRAM
kapsamaktadır. Ayrıca yerleşik hayatla birlikte çevrenin güzelleştirilmesi çabasıyla bağlantılı olarak estetik amaçlı alışkanlık ve gelenekler de iyice yerleşmeye başlamıştır.
Bu sürecin sonunda çiçekler, Osmanlı toplumunda çok önemli bir konum kazanmışlardır. İnsan, hayvan ve yerleşim yeri adlarından gündelik konuşmalara, deyim ve atasözlerine kadar her alanda çiçeklerin bu konumunu fark etmek mümkündür. Ayvazoğlu’nun (1992, 200-201) söz ettiği bir anekdot, çiçeklerin Osmanlı-Türk toplumunda edindikleri bu özel ve ayrıcalıklı konumu açıkça ortaya koymaktadır:
“Osmanlı devrinde Türkiye’ye gelen Lady Montagü ve Thomas Allom gibi yabancıların da dikkatini çeken bu gizli çiçek dili, kadın-erkek ilişkilerinin bugünkü kadar kolay olmadığı eski cemiyetimizde halkın haberleşebilmek için bulduğu sevimli yollardan biridir. Lady Montagü, 16 Mart 1718 tarihli mektubunda, Türklerin renk, çiçek, ot, meyva, taş, tüy... akla ne gelirse her şeyin bir manası ve özel bir mısraı bulunduğunu belirttikten sonra şöyle der: ‘İşte böylece mürekkep kullanmadan küfür, azar, sevgi, dostluk, hatta havadisle dolu mektuplar gönderebiliyorlar.’ Ünlü ressam Thomas Allom da, bu gizli çiçek dilinin varlığını doğrulamıştır. On sekizinci yüzyıl İstanbul’unu gravürlerinde yaşatan Allom, portakal çiçeğinin ümit, kadife çiçeğinin ümitsizlik, horoz ibiğinin değişmezlik, lâlenin ise sadakatsizlik anlamına geldiğini söyler. Allom’a göre, ‘selam’ adı verilen çiçek demetleri de mektup yerine geçer, sayılarına ve çeşitlerine göre, sevgililerin birbirlerine karşı duygularını ifade edermiş.”
2001’de yaptığımız bir taramada yabancı bir WEB sayfasında da; “Çiçek dili (geleneği), 1600’lü yıllarda İstanbul’da gelişmiş ve zamanını kocasıyla birlikte Türkiye’de geçiren Bayan Mary Wortley Montaqu tarafından 1716’da İngiltere’ye getirilmiştir.”5 denmektedir. WEB’deki herhangi bir arama motoru aracılığıyla yapılacak bir tarama ile bu geleneğe ait binlerce siteye ulaşılması mümkündür. Aşağıdaki tablo, bu anlamda bir özet niteliğindedir:
Tablo 1: WEB’de Bazı Çiçeklere Atfedilen Anlamlar (Bayram 2001, XLII)
Gonca, beyaz : Ümitsiz, çaresiz aşk
Gonca, yosun : Aşk itirafı
Gül : Aşk, sevgi.
Gül, açık kırmızı : Yeni bir aşk
Gül, beyaz : Liyâkat
Gül, beyaz : Saflık, sadakat, temizlik
Gül, beyaz : Korku
Gül, kırmız : Aşk, tutku, ihtiras
Gül, kırmız : Aşk, sevgi
Gül, kırmızı : Aşk, sevgi, hürmet, güzellik,
cesaret
Gül, koyu kırmızı : Utangaç, çekingen.
Gül, pembe : Mutluluk
Gül, pembe : Kararsızlık
Gül, sarı : Kıskançlık
Gül, sarı : Arkadaşlık
Gül,yeşil : Yabancı
Güller : Aşk ve sevgi çiçeği
Güller, beyaz : Tevazu, saflık, sadakat
Güller, kırmızı ve beyaz: Vuslat, kavuşma
Güller, kırmızı ve sarı: Birlikte mutluluk
Güller, mercan : Arzu, istek, cinsel heyecan
Güller, pembe : Zarâfet, lütuf, minnettarlık
Güller, sarı : Sevinç, zevk, özgürlük,incelik
Karanfil : Güzelsin, yakışıklısın.
Karanfil, koyu kırmızı : Çaresiz gönül
Karanfil, beyaz : Mesafe, uzaklık.
Karanfil, beyaz : Sevimli,nefis, hoş,iyi şanslar
Karanfil, beyaz : Ateşli, coşkulu aşk
Karanfil, kırmızı : Hayranlık, büyülenme.
Karanfil, kırmızı : Tutku, ihtiras.
Karanfil, pembe : Hep aklımdasın.
Karanfil, pembe : Aşk.
Karanfiller : Büyüleyici.
Leylâk : Güven, sır
Leylâk, mor : Aşk coşkusu, heyecanı
Lâle : Mükemmel aşk ve âşık
Lâle, beyaz : İlan-ı aşk
Lâle, renli : Güzel gözler
Lâle, sarı : Ümitsiz aşk
Menekşe : Sadakat, erdem, fazilet
Menekşe : Sadakat, tevazu
Menekşe, beyaz : Genç, saf, taze
Menekşe, mavi : Sadakat
Menekşe, mor : Hüzünlü aşk, sevgi
Menekşe, sarı : Yabancı aşk
Nilüfer : Yabancılaşmak, soğumak
Nergis : Beğenme
Nergis : Kendine hayranlık, bencillik
Sümbül : Unutma beni!
Nergis : Saygı, yüreklilik, kibarlık
Nergis, koyu yeşil : Saygı, kibarlık
Sümbül : Oyna!
Sümbül, beyaz : Gizli aşk, platonik sevgi.
Süsen : Diyeceklerim var!
Süsen, sarı : Tutku, ihtiras
Süsen, beyaz : Saflık, temizlik
Süsen, mavi : Güven, umut.
Süsen, mor : Sadakat, bilgelik
Şebnem : Sevgi, şefkat.
Yasemin : Tutku, dostluk, şehvet
Yasemin, Hint : Tutku, dostluk.
Yasemin, İspanyol : Şehvet
Yonca, beyaz : Beni düşün!
Yonca, dört yapraklı : Benim ol!
Yonca, kırmızı : Çalışkanlık.
Zaferân : Mutluluk
Zaferân : Suistimâl etme!
Vadi Zambağı : Güzellik, neşe, cilve
Vadi zambağı : Mutluluğun dönüşü
Zambak : Cilveli, işvebâz
Zambak : Ölüm
Zambak, beyaz : Sevimli, şirin
Zambak, sarı : Neşe, sevinç
Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler
Divan şairleri, zaman zaman çiçek kelimesini kullansalar da, bu anlamda genellikle ezhâr ve şükûf” kelimelerini tercih etmişlerdir. Ayrıca gonca ve gül kelimelerinin de çiçek karşılığında kullanıldığı olmuştur. Ayrıntılara geçmeden önce iki hususta kısa bir hatırlatma yapmak gerekli görünmektedir. Öncelikle bilinmelidir ki klasik Türk şiirinde, hemen hemen tüm bitkilerde olduğu gibi, çiçekler de gerçekçi, simgesel ve karma olmak üzere üç temel Turkish Studies
5 Sitede Bayan Montaqu’nün kocasının diplomatlık görevi vesilesiyle İstanbul’da bulunduğu bilgisi de yer almaktadır. Metnin orijinali şöyledir: “This whole flower language started in Constantinople in the 1600s, and was brought to England in 1716 by Lady Mary Wortley Montagu who had spent time in Turkey with her husband.” (http://happy.net.ut.ee/texts/arf3.txt.). International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler 211
bakış açısıyla değerlendirilmişlerdir ve bu üç açı genellikle birbiriyle iç içe girmiştir. Diğer yandan şu hususun da bilinmesinde yarar vardır ki bir çiçeğin klasik Türk şiirinde yer almasında, söz gelimi bir benzerlik unsuru olarak değerlendirilmesinde, başka bir çiçekle ilgili münasebetler de önemli bir işlev görmüştür. Nergisle göz arasındaki benzerliğin vurgulanmasında yararlanılan diğer ilgi ve işlevleri özetleyen aşağıdaki tablo, bu anlamda dikkat çekici örneklerden oluşmaktadır.
Tablo 2: Nergis-Göz İlgisinin Kurulmasında Yararlanılan Bazı Unsurlar (Bayram 2001, 370)
Benzetmeler
Bağdaştırmalar
İmgeler
Sıfatlar
İmgesel Eylemler
lâle-şem‘ ü çerâğ, lâle-şehîd, gül-yüz/‘ârız/yanak, gülzâr-yüz/‘ârız/yanak, benefşe-zülf/mûy/hat, çemen-hat, lâle-ruh/leb, sümbül-saç/zülf, la‘l-bâde, piste-leb, jâle-dendân, dür-söz, bâğ-çerâğ, gül-kulak, çenâr-boy, sanavber-boy, şimşâd-boy, serv-boy, gonca-leb, gül-sevgili, gül-bister-gönül, kebk-dil, tûtiyâ-gubâr, ejder/zencîr-zülf, hâk-i pâ-kuhl-i cilâ, ateş-ruh, şebnem-gözyaşı, hilâl-kaş, bâğ-hizmetkâr, murg-sebakhân...
pâye-baht, hâne-akl, nigâh-merhamet şarâb-‘işve, gül-endâm, gülşen-hüsn, gülistân-dilsitân...
zülf, gonca, fitne, hvâb, gamze, gönül hastası, âhû, bîmâr, ten, hûn, ciger, leb, ebrû, şâhin, ‘âşık, câdû, sabâ...
şûh, sâhir, pür-humâr, bîmâr, şehlâ, mestâne, mest, fettân, mestân, hvâb-âlûd, nezzâre-şümâr, zâlim, bîmârca, haste-reng, câdû...
meftûn eylemek, nigâh-ı merhamet eylemek, cihân fitne dolmak, mest-i mihnet olmak, haste kılmak, bahar günleri uyumak, göz açtırmamak, mest olmak, ser-mest olmak, nâ-tüvân olmak, kuhl-i istiğnâ çekmek, vâlih u hayrân kalmak/etmek, bâdeden kızarmak, kana mâil olmak, kan içmek, göz kulak olmak, harâb kılmak, cân virmek, cânını talep kılmak, süzmek, süzülmek, açmak görmek, nergise bakıp gözünü yâd kılmak, yâd-ı çeşm ile nigâh-ı nergis-i bâğ eylemek, bende-i ser-efgende olmak, hvâb-ı ‘ademden uyanmak, gözünden uyku aparmak, göz dikmek, gözü gönlü açılmak, çeşm ü gûş olmak, pür-safâ olmak, haste olmak, bîdâr kılmak, nigerân olmak, harâb-mest olmak, humâr ile hvâb tutmak, hvâb tammak, uyhudan bîdâr olmak, yüzü göze sürmek, gözünü dikmek, yüzü gözü açılmak, tûtiyâya muhtâç olmak
Gül, verd, nesrîn, nesteren ( نسترن ,نسرين ,ورد ,آل ): Divan şairlerinin ilgisini çeken
çiçeklerin başında şüphesiz gül (verd) vardır.6 Divanlarda gülün gerçekçi ya da simgesel
bakış açılarıyla değerlendirildiği anlaşılan binlerce örnekle karşılaşmak mümkündür. Gülün
klasik Türk şiirinde dikkat çeken aksâmı sırasıyla şunlardır: taç yaprakları (%35), dikenleri
(%31), dalları (%12), kökleri (%11), fidanı (%10), tohumları (%1).
Gülün klasik Türk şiirine yansıyan bitkisel özellikleriyse; renkli (rengîn)7 oluşu (%39), tazeliği (%20), güzelliği (%14), güzel kokulu olması (%13), hassas ve nazlı oluşu (%6), taç yapraklarının kıvrım kıvrım olması (%5) ve taç yapraklarının lezzetli oluşu (%1)dur.
Eski kaynaklara göre gül-i gîtî (gül-i zemîn), gül-i kahbe (gül-i ra‘nâ), gül-i kûze, gül-i müşgîn, gül-i Parsî (gül-i sad-berg, gül-i Fârsî), gül-i piyâde, gül-i sürh (verd-i ahmer), gül-i ter (verd-i tâze) (Mütercim Âsım Efendi 2000) gibi türleri bulunan gülün klasik Türk şiirinde en belirgin ayrımla dikkat çeken türleri şunlardır: gül-i hod-rû (yaban gülü), gül-i sakız, gül-i hokka, nesrîn (yaban gülü, Van gülü, Mısır gülü) ve nesteren (ağustos gülü, yaban gülü).
Gül ile ilgili olarak klasik Türk şiirine yansıyan alışkanlık, âdet ve gelenekler; dönemin toplumsal ve kültürel yapısı hakkında ipucu verecek niteliktedir. Bunlardan bazıları şunlardır: destâra (sarık, baş örtüsü) gül iliştirmek, mendile gül bağlamak, kabre gül dikmek, elde gül taşımak, kitap ve Kurân-ı Kerîm içine gül koymak vs.”. Gül ile ilgili en yaygın âdet ve gelenekler gül suyunun (gülâb) yapımı ve kullanımıyla ilgilidir: “gül suyu yapılırken yüksek ısıdan yararlanılması, Edirne ve Şam’ın gül suyu üretim merkezleri olması, ağzı gül suyu ile yıkamak ve temizlemek, yüze ve elbiseye gül suyu sürmek, saçı gül suyu ile yıkamak, gül suyuna başka kokular eklemek, ölülerin üzerlerine gül suyu serpmek, gül suyunu şişede saklamak vs. Ayrıca gülden gül yağı (revgân-ı gül) üretilmesi, güllaç yapımında gül suyunun ve gülün taç yapraklarının kullanılması, gülden şerbet yapılması ve bazı gül türlerinin şeker üretiminde değerlendirilmesi gibi alışkanlık ve geleneklerin yer aldığı beyitlerle de karşılaşılmaktadır.
Gülün klasik Türk şiirindeki temel işlevi, değişik vesilelerle sevgili, Hz.Muhammed, diğer din ve devlet büyükleri gibi şahıslarla; sevgilinin yanağı, yüzü ve dudağı gibi uzuvlarla;
6 Gülün divan şiirinde bu kadar yoğun bir ilgiyle karşılanmasının dört temel sebebi vardır: 1.En çok bilinen, her yerde yetişen, en yaygın çiçek olması; en güzel ve en alımlı çiçek sayılması. 2.Sevgilinin yüzü, yanağı ve dudağı gibi en çok dikkat çeken ve en güzel uzuvlarıyla benzerlik göstermesi. 3.Güzel görünümü yanında dokunma ve koku alma duyularına da hitap etmesi. 4.Hz.Muhammed ve Hz.Yusuf gibi, toplumda saygı gören din büyüklerinin simgesi olarak benimsenmiş olması.
Turkish Studies
7 Gülün renginden bahsedilen beyitlerin % 80’i kırmızı gül, % 15’i beyaz gül, %5’i de sarı gül üzerinedir. International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
212 Yavuz BAYRAM
cennet, Kurân-ı Kerîm, ümit, tebessüm, mutluluk, muhabbet, şiir gibi olumlu ve soyut kavramlarla; mevsim, bahar, nevrûz, şebnem, yıldızlar, bülbül gibi doğal ögelerle ve süs, ayna, elbise, la‘l, tâc gibi eşyayla ilişkilendirilmesine dayanır. Gülün teşbih, teşhis, istiare, leff ü neşr, tenasüp, tezat, telmih, hüsn-i talil, bağdaştırma vs. gibi değişik yöntemler aracılığıyla ilişkilendirildiği tüm soyut ve somut ögeler aşağıdaki tabloda ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Tablodaki verilerden anlaşılacağı gibi gül, klasik Türk şiirinde en çok doğal ve kozmik ögelerle ve insan uzuvlarıyla ilişkilendirilmiştir. İlişkilendirildiği şahıslar arasında sevgili ve güzel; uzuvlar arasında yanak, yüz ve dudak; soyut ve manevî kavramlar arasında olumlu anlam ve çağrışım ifade edenler; doğal ve kozmik ögeler arasında da kadeh ve şarap, diğerlerine oranla çok daha fazla dikkat çekmektedir:
Tablo 3 : Taranan Divanlara Göre Gülün Anlam Çerçevesi (Bayram 2001, 248)
(gül, verd, gül-i ra‘nâ, gül-i gîtî, gül-i hod-rû, sakız gülü, gül-i hokka, nesrîn, nesteren)
Şahıslar ( % 17.56 )
% 72 : sevgili, yâr, mahbûb, dildâr, güzel, nigâr, şâhid, büt, bâkire, gelin, ‘arûs, hizmetçi, dadı, sâkî, çalgıcı, rakkâse, âşüfte, perî, hûrî, dost, hemdem, enîs, çocuk (tıfl), memdûh;
% 06 : ‘âşık, şâ‘ir, okur (mukrî), ağyâr, rakîb, ‘adû, ednâ, hasm, düşman, meslek erbâbı, âteşbâz, hokkabâz, mi‘mâr, bâğbân (bahçıvan), attâr, kâtip, hânsâlâr (sofracıbaşı), dilenci, hârkeş, deryûze, sarhoş (mest), Türk, deli, dîvâne, insan, halk;
% 10 : devlet adamları, sultân, şâh, şeh, pâdişâh, şehriyâr, tâcdâr, Osmanlı pâdişâhları, Osmanlı devlet adamları, Husrev Paşa, emîr, efendi, re’îs, serdâr, defterdâr, serasker, asker, sipâh, mahpûs, esîr, devşirme;
% 12: dînî ve efsânevî şahıslar, Hz.Muhammed, Hz.Yûsuf, Hz.Mûsâ, Hz.Dâvûd, Hz.Îsâ, Hz.Meryem, Hz.İbrâhîm, Âl-i Güzîn, Hz.Ali, Hz.Hasan, Leylâ, Mecnûn, Şîrîn, Mânî, Erjeng, Behzâd...
Uzuvlar ( % 26.86 )
% 60: yanak, ruh, ruhsâr, ‘izâr,‘ârız, hadd, yüz, rû, rûy, çihre, çihre, dîdâr, yüz (‘âşık);
% 40: dudak, leb, la‘l, dudak (‘âşık), ağız, dehen, dehân, saç, zülf, hat, sevgilinin ve güzelin sînesi, girîbân (yaka), âşığın sînesi, boy, kad, endâm, gamze, göz, çeşm, göz beyazı, beden, ten, cism, vücûd (sevgili, ‘âşık), dest, el, kef, parmak, engüşt, kulak, gûş, bînâgûş (bünâgûş, kulak memesi), kirpik, peykân, dil (zebân), kıl, mûy, âşığın kılı, kelle-i ‘adû (düşman kafası), alın (cebîn), kol kanat (bâl ü per), ben, hâl, ter (hûy), eşk (gözyaşı), kan, hûn, dem, göğüs (pistân), yaka (girîbân), yara, dâğ, zahm, ısırık ve öpme yarası...
Soyut ve Manevî Kavramlar ( % 11.45 )
% 32: cennet, cinân, behişt, riyâz, ‘adn, cehennem, hak Mevlâ, Hüdâ, du‘â, zikr, Mushaf, Kur’ân-ı kerîm, câmi’, imâme, minber, cennet, revzeni, levh-i mahfûz, seccâde, nübüvvet, minâre, ku‘ûd, halka-i tevhîd, ehl-i şefkat, mâsîvâ, nûr, (ışık), derviş, kalender, samirî, zâhid, iyiler (iyi insanlar), kâmil ü dânâ (âlim ü kâmil);
% 41: ümit, tebessüm, cân gözü, nedâmet (pişmanlık), ye’s, mâtem, tahassür, sıklet, sır, esrâr, düşünce, fikret, idrâk, şu‘ûr, iz‘ân, dimâğ, ‘akl, hikmet, sihr, efsûn, fâl, ‘ayş, vasl, vuslat gülleri, ârzû, murâd, zevk u safâ, gençlik, maksûd, ikbâl, baht, hüsn, cemâl, zîbâ, sabır gülü, lütuf gülü, kerem, zillet, nefs, vakâr, hayâl, cilve, nâz, istiğnâ, sıhhat gülü, re’y (oy), ‘aşk ve mahabbet gülü, gönül, bâb-ı devlet, ömür törpüsü, baş ağrısı, nefes, fermân;
% 27: şiir, nazm, söz, güftâr, suhan, kelâm, lafz, nükte, anlam (ma‘nâ), dîvân, mecmû‘a, defter, risâle, gazel, beyit, matla‘, şirâze, kalem, nazîre, nâme (mektûb), mazmûn, hamse-i Yahyâ, Mantıku’t-Tayr, varak (kağıt), nüsha, elif...
Doğal ve Kozmik Ögeler ( % 30.51 )
% 13: gül mevsimi (devr, fasl, çağ, zamân, hengâm), bahâr, nevrûz, bayram, nîsân, yaz, hazân, kış;
% 19: tabiat olayları, tabiat unsurları, şebnem, âb, ebr, bulut, sehâb, bârân (yağmur), berf (kar), berk, ra‘d, sabah, girdâb, akarsu, hâr u has, meyve, gülâb, usâre-i hanzal;
% 29: anâsır-ı erba‘a, sabâ, serd, soğuk, sarsar, nâr, ateş, od, alev, şu‘le, ahker (ateş koru), şerer (kıvılcım, şerâr), âb u gil;
% 06: güneş (hûrşîd), ay, meh, mâh, kamer, yıldız, necm, encüm, kevkeb, Mirrîh, Zuhâl, gezegenler, dünya, rûy-ı ‘âlem, âsmân, gökyüzü, kubbe, felek, çarh, şafak, ufuk;
% 33: bülbül (% 91) ve diğer hayvanlar ( % 09 ): tâvûs, semend, kümeyt, esb, nâfe, âhû semender, ejdehâ, sinek, mekes, zenbûr, âşiyân, bülbül yuvası, lâne, it izi, pervâne (kelebek), minkâr-ı bülbül (bülbül gagası), tûtî (papağan), balık eti...
Eşyâ ( % 13.62 )
% 09 : ayna (âyîne, mir’ât), tabak, ferş (örtü), fânûs (fener), süpürge (cârûb), sofra (süfre), şemsiyye, tarak (şâne), terlik, pamuk (penbe), kandîl, sîrâc,sirâce,çerâğ, fitil, şem‘,mum
%36: kadehcâm sâgar şarâbmey bâde
% 21: yatak, (bister, bâlîn, bisât, hvâbgeh, lihâf, câme-hvâb), pelâs, nat‘, elbise (câme, kabâ, pûş, hil‘at, libâs, dîbâ, gülgûnî), kumaş (harîr, ibrîşüm, atlas, kemhâ, kâlâ, kâle, perniyân), fes, kefen...
% 34: lüle (lûle), çivi (mîh, mismâr, gülmîh), hançer, ok, kılıç (şemşîr, tîr, niyâm, neşter), siper, otağ, değerli taşlar (zer, la‘l, dür, fîrûze, yâkût), mahzen, tâc, taht, serîr, süs, mühr, hâtem , tamgâ, parasal unsurlar, resim, tasvîr, sürme (vesme), hamâyıl, kafes, hediye, tuhfe, na‘l, tef (def), tuzak, dâm, tuğla (hişt), terâzi, mahzen, duman çubuğu, kûre-i haddâd, gülyağı (revgân-ı gül), gülâc (güllaç), şîşe, gül şerbeti, şeker...
Lâle ( لاله ): Gülden sonra klasik Türk şiirinde en sık rastlanan çiçek lâledir. Divan
şairleri, lâleyi genellikle gövdesi, dalları, çanak yaprakları ve taç yapraklarıyla bir bütün
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler 213
Lâlenin klasik Türk şiirindeki temel işlevi; sevgili, memdûh, güzel, gelin, sâkî, hizmetçi, asker gibi şahıslar; sevgilinin yanağı, dudağı; âşığın yüzü, vücûdu, kanı, gözyaşı ve yaraları gibi uzuvlar; kadeh, şarap, tabak, tâc gibi eşya; güneş, ay, yıldız gibi kozmik unsurlar ve cennet, gönül, ümit, dert, şiir gibi soyut kavramlar ile değişik vesilelerle ilişkilendirilmesine dayanır. Tahlil edilen beyitlerden elde edilen verilere göre klasik Türk şiirinde lâlenin anlam çerçevesini oluşturan soyut ve somut tüm ögeler, aşağıdaki tabloda verilmiştir. Tablodan anlaşılacağı üzere lâle, klasik Türk şiirinde en çok insan uzuvlarıyla ilişkilendirilmiştir. Ayrıca ilişkilendirildiği şahıslar arasında “sevgili ve güzel”, uzuvlar arasında “yanak ve dudak”, eşyalar arasında “kadeh ve şarap”, doğal ve kozmik ögeler arasında “güneş, ay ve ateş”, soyut kavramlar arasında da başta şiirsel terimler olmak üzere olumlu anlam ve çağrışım ifade edenler daha çok dikkat çekmektedir:
Tablo 4 : Taranan Divanlara Göre Lâlenin Anlam Çerçevesi (Bayram 2001,314)
( lâle / şakâyıku’n-nu‘mân )
Şahıslar ( % 11.98 )
% 40: sevgili, güzel, gelin (‘arûs), perî, sâkî, hizmetçi, lâlâ, kâsebâz, memdûh;
% 24: ‘âşık, şehîd;
% 14: târihî şahsiyetler, Cem, Nu‘mân, Mecnûn, Ferhâd, Kays, Züleyhâ, hayru’l-’âl;
% 07: askerî ve idârî kimlikli şahıslar, sultân, sancakbeyi, serasker, serleşker, sâlâr-ı çemenzâr, şehlevend, asker, sipeh, devşirme, mühürdâr, kâtip;
% 15: sarhoş, bîmâr, deli, dîvâne, hokkabâz, derviş, sûfî, kalender, merâhim, öğrenci (sebakhân), çocuk (etfâl)...
Uzuvlar (%53.83)
% 29: yanak;
% 07: yüz, yüz (âşık), yüz (nâdân);
% 64: dudak, ben, hâl, göz, dîde, ağız, dil, zebân, boğaz, gelû, kirpik, müje, müjgân, gerden, gamze, beniz, cism, ten (‘âşık), ciger, gözyaşı, kan, sîne, gönül, kalp, yara, dâğ, öpme izi, yanaktaki kırmızı izler...
Doğalve Kozmik Unsurlar (%08.40)
% 43: güneş (âfttâb, hurşîd), ay (meh, mâh, kamer), yıldız (necm), cihân, gökyüzü (âsmân, kubbe), şafak;
% 38: ateş, ahker, şerer, şu‘le;
% 19: yâkût, akîk, müşg, Nahşeb kuyusu, girdâb, ejder ağzı, hayvanlar...
Eşyâ ( % 23.29 )
% 37: kadeh;
% 12: şarâb, mey;
% 06: kâse, tabak, çanak, maşrapa, bal (engübîn), helvâ, hvân-ı yağmâ;
% 10: elbise, kabâ, hil‘at, hârâ, atlas, nikâb, mendil, destmâl, kefen;
% 07: külâh, tâc, efser, şapka, yelken takye, gerdanlık, kîse;
% 16: meş’ale, mum (şem‘), çerâğ, micmer, hâven, fânûs;
% 12: diğer eşyâ, sürmedân, kına (hınnâ), tamgâ, mühür, varak, ‘alem (bayrak), süs (zîver, tırâz), fıskiye (fevvâre), hokka, tiryâk, kayık (zevrak), nîze, peykân, hançer, otağ, çadır (hayme), gamhâne...
Soyut Kavramlar ( % 02.68 )
% 71: cennet, mahşer, mâsîvâ, bahtın yüzü (çihre-i baht), gönül sayfası (levh-i derûn), gönül sırrı (esrâr-ı derûn), cömertlik bakışı (nigâh-ı kerem), ümîd, istek (hâhiş), heves, mutluluk, rahatlık (ferağ), derd, mihnet, melâl, ayrılık (firâk), hediye;
% 29: şiir, anlam, nâme, nokta...
Sünbül ( سنبل ): Klasik Türk şiirinde çok sık kullanılan çiçeklerden biri de sümbüldür.
Sümbülün divan şairlerinin ilgisini çeken en belirgin bitkisel özellikleri sırayla; güzel kokulu
olması (müşgîn, ‘abîr, mu‘anber, ‘anberîn); kıvrımlı, dalgalı ve karmaşık görünümü (âşüfte,
perîşân, târmâr, halka halka, çîn, târ); genellikle siyaha yakın rengi (siyâh, kara, lâciverd, mâ‘î,
kebûdî, gömgök) ve açıldığı dönem itibarıyla baharın habercisi olmasıdır. Klasik Türk
şiirindeki temel işlevi; sevgilinin saçı, zülfü, kâkülü vs. için doğal bir benzerlik ögesi olarak
değerlendirilmesine dayanır. Bu durumu açıkça ortaya koyan aşağıdaki tabloya göre
sümbül, klasik Türk şiirinde en çok insan uzuvlarıyla ilişkilendirilmiştir. Diğer ögelerle
ilişkilendirildiği beyitlerin sayısı oldukça azdır.
Tablo 5 : Taranan Divanlara Göre Sümbülün Anlam Çerçevesi (Bayram 2001,359)
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
214 Yavuz BAYRAM
Uzuvlar ( % 77.08 )
% 98: saç, zülf, kâkül, külâle, turra, perçem, gîsû, mû(y), hatt;
% 02: ten, beden, sîne, diş (dendân), peykân...
Şahıslar ( % 06.59)
% 39: güzel, sevgili, yârân, memdûh, server;
% 61: ‘âşık, şâ‘ir, kâtip, sarhoş, dîvâne, meşâyıh, Mesîhâ, Mûsâ, ehl-i behişt, gulâm, hizmetçi, asker, levend, şehlevend, boy beyi, tuğrâkeş, haberci (ulak)...
Doğal Unsurlar ( % 07.49 )
% 56: duman (dûd);
% 44: bulut (ebr), gölge, gökyüzü (felek), mevczâr, gece, hâkister, ejder (şâhı mârân, yılan), tâvûs, gurâb, nâfe...
Eşyâ ( % 06.44)
% 26: elbise (kabâ, libâs, hil‘at, şal), nikâb (örtü), başörtüsü (dülbend), külâh, süs, bend, kemend;
% 74: resen, ip (habl), zencîr, süpürge (cârûb), şem‘, micmer, kalem (kilk, hâme), tuğrâ, tuğ, topuz (şeşper), tîr...
Soyut Kavramlar ( % 02.40 )
% 63: şiir;
% 37: hulk, mâsivâ, besmele, ‘ömr-i câvidân...
Nergis, ‘abher, zerrînkadeh ( زرينقدح , عبهر , نرآس ): Divan şairlerinin en çok
ilgilendikleri çiçeklerden biri de nergistir. Çok az olmakla birlikte ‘abher ve zerrin-kadeh
kelimelerinin de nergis anlamında kullanıldığı olmuştur. Daha çok beyaz ve sarı renkli taç
yaprakları, çiçek kısmının yuvarlak olması, suya ihtiyaç duyması, taç yapraklarının yere yakın
ve eğik olması, kokusuz ve meyvesiz olması, ince ve zarif görüntüsü açısından kullanılmıştır.
Bu bakımdan nergisin klasik Türk şiirindeki temel işlevi; sevgilinin gözü ile benzerlik ögesi
olarak değerlendirilmesine dayanır. Aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi, nergisin klasik
Türk şiirindeki anlam çerçevesinin oluşumunda sözü edilen bitkisel özellikler etkili
olmuştur. Tablodaki verilere göre nergis, klasik Türk şiirinde en çok insan uzuvlarıyla
ilişkilendirilmiştir. Ayrıntıya inildiğindeyse gözün hem uzuvlar hem diğer tüm ögeler
arasından çok belirgin biçimde öne çıktığı görülmektedir. Şahıslar arasından hasta, sarhoş
ve âşık; eşya arasından tâc, külâh, kadeh, altın ve gümüş; kozmik ögeler arasından da
yıldızların diğer ögelere oranla daha çok dikkat çektiği söylenebilir. Ayrıca gül, lâle ve
sümbüldekinin aksine nergisle soyut kavramlar arasında ilişki kurulmamış olması da ilgi
çekici bir ayrıntıdır:
Tablo 6: Taranan Divanlara Göre Nergisin Anlam Çerçevesi (Bayram 2001,387)
Uzuvlar
(%54.64)
% 97
göz
% 03
diğer:
yüz,
ten,
hâl.
Şahıslar ( % 25.97)
% 16: ‘âşık;
% 20: sarhoş;
% 25 hasta;
% 15: sevgili, memdûh, güzel;
% 24: diğer şahıslar: dilenci, mücâvir, tıfl, pîr, ihtiyâr, yabancı, ağyâr, görmemiş, aç gözlü, Hürmüz, Hz.Yakup, ‘amâ, asker, yeniçeri, mübârizân, bekçi, nöbetçi (dîdebân, nigehbân), hokkabâz, erbâb-ı nazar, mahcûb, ürkek, şeyh, sûfî, gedâ, kul, esîr, bende, hizmetçi, kullukçu, hûr-ı ‘în, sâkî, kâsebâz, sultân, tâcdâr...
Kozmik ve Diğer Ögeler ( % 04.72 )
% 82: yıldızlar, güneş, ay, Bercîs, Pervîn (Süreyyâ, Ülker), ateş, nûr, şem‘;
% 18: baht, kuş, âh, hacer, söz...
Eşyâ (% 14.67 )
% 25: tâc;
% 53: külâh, kadeh, sîm ü zer ;
% 22: diğer: kabâ-yı sabr, nat‘, kâğıt, girdebâliş, cârûb, çerâğ, çanak, kâse, tabak...
Yâsemîn, yâsemen, semen ( ياسمين , ياسمن , سمن ): Yasemin, klasik Türk şiirinde
yumuşak dokulu, beyaz ve sarı çiçekli, güzel kokulu ve tırmanıcı özellikleriyle dikkat
çekmiştir. Bu bitkisel özellikleriyle bağlantılı olarak yaseminin klasik Türk şiirindeki temel
işlevi, aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi, sevgili ve sevgilinin saçı, zülfü, yüzü, yanağı,
sînesi, teni gibi uzuvlarıyla benzerlik ilişkisine dayanır. Tablodaki veriler, divan şairlerinin
yaseminle en çok insan uzuvları arasında ilişki kurduklarını göstermektedir. Ayrıntıya
inildiğinde uzuvlar arasından saç, zülf, yanak ve sînenin; eşya arasından elbise, altın ve
gümüşün; şahıslar arasından da sevgili ve güzelin daha çok dikkat çektiği anlaşılmaktadır:
Tablo 7: Taranan Divanlara Göre Yâseminin Anlam Çerçevesi (Bayram 2001,412)
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler 215
Uzuvlar ( % 58.88 )
% 37: saç, zülf, kâkül, hatt;
% 35: yanak, yüz, cebîn;
% 16: sîne, göğüs, ber;
% 07: beden, ten;
%06:endâm,gerden,bâzû,dendân,göz, kef...
Doğal ve Kozmik Ögeler ( % 05.59 )
mugaylân, hâr, hâşâk, kebûter, tûtî, pervâne, bat (kaz), zıll-ı hümâ, güneş, hûrşîd-i nûrâniyet, yıldız, gün, rûz, rûz-ı sefîd, rûz-ı şâdî, nehâr, nûr...
Eşyâ ( % 19.74 )
% 45: pîrehen, elbise, kefen, penbe;
% 22: sîm ü zer, akçe;
% 33: şâne, varak, sayfa, kandîl, micmer, lenger, gemi, mermer, na‘l, mecmû‘a...
Şahıslar ( % 15.79 )
% 75: sevgili, güzel;
% 25: hizmetçi, ‘âşık, ehl-i derd, tâcdâr-ı gedâ, soytarı, tıfl, kimyâger, zengin...
Menevşe, benefşe (menekşe) ( بنفشه ): Menekşenin divan şairlerinin dikkatini çeken
bitkisel özellikleri; kısa boylu ve taç yapraklarının yere eğik olması, taç yapraklarının küçük ve
kıvrımlı şekli, güzel kokulu olması, renkli görüntüsü, çiçeklerini ilkbaharda açması ve zor
şartlara karşı dayanıklı olmasıdır. Bu özellikleri, aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi,
menekşenin klasik Türk şiirinde sevgilinin saçı, zülfü, kâkülü ve âşık için temel bir benzerlik
ögesi olarak değerlendirilmesine sebep olmuştur. Aşağıdaki veriler, divan şairlerinin
menekşeyle daha çok insan uzuvları arasında ilişki kurduklarını göstermektedir. Ayrıca
menekşeyle ilişkilendirilen uzuvlar arasından hat, saç ve zülfün; şahıslar arasından âşıkın ön
plâna çıktığı anlaşılmaktadır:
Tablo 8 : Taranan Divanlara Göre Menekşenin Anlam Çerçevesi (Bayram 2001,434)
Uzuvlar ( % 51.69 )
% 85: hatt, saç, zülf, gîsû, kâkül, mûy;
% 15: kulak, hâl, ten, dendân, gözbebeği…
Şahıslar ( % 31.78 )
% 35: ‘âşık;
% 65: diğer: Mecnûn, Ferhâd, âbid, mürîd, âbdâl, secde eden kimse, namaz kılan kimse, günâhkâr, suçlu, sarhoş, mestâne, yaslı kimse, serefgende, gedâ, kul, hizmetçi, dîvâne, pervâne, uğru, güzel, sevgili, hindû-beçe, dilâver, delikanlı, utanmış kimse, ‘attâr, cirit oyuncusu;
Eşyâ ve Doğal Ögeler ( % 16.53 )
top, çevgân, önder (re’îs, halife, kâfilesâlâr), Hz.Mûsâ, Hz.Îsâ, inci avcısı, anahtar (miftâh), yazı, sevâd-ı rakam, micmere, ‘alem, gece, pervâne, ejderhâ, tavşan (hargûş), sinek (mekes), yarasa, dûd, Nîl, enhâr-ı cinân, çerâğ, gürz, futâ, kâğıt, kalem, kâtip, yelken, lenger, ma‘nâ...
Reyhân, fesleğen ( فسلغن , ريحان ): Klasik Türk şiirinde çokça kullanılan çiçeklerden
biridir. Daha çok kuvvetli ve güzel kokulu olması açısından değerlendirilmiştir. Bu özelliği,
reyhânın sevgilinin başta saçı ve zülfü olmak üzere hattı, kâkülü ve perçemiyle
ilişkilendirilmesine sebep olmuştur (% 64.09). Bunun dışında şekli, yazıyla
ilişkilendirilmesinde etkili olmuştur ( % 25.41). Ayrıca çok az beyitte ilişkilendirildiği ben,
hayrân, reyhâncı, şarâb, duman ve etfâl reyhânın anlam çerçevesini oluşturan diğer ögelerdir
( % 10.50).
Sûsen (süsen) ( سوسن ): Klasik Türk şiirinde özellikle sivri, uzun ve keskin görünümlü
yeşil çanak yaprakları vesilesiyle dikkat çekmiştir. Bu yönüyle divan şairleri, sûsenle daha
çok kılıç, tîğ, hançer ve şemşîr gibi keskin eşya (% 30.17) ile ayrıca dil (zebân) (%24.14) ve
asker (%18.97) gibi ögeler arasında ilgi kurmuşlardır. Sûsenin anlam çerçevesini
tamamlayan diğer ögeler de (şeşper, devât, kadeh, tas, âşık, hokkabaz, suhandân, deli,
hizmetçi, dilber ve diğer şahıslar % 26.72), sözü edilen çanak yaprakların görünümünden
ilhâm alındığını göstermektedir.
Erguvân, ergavân, ergevân ( ارغوان ): Taç yapraklarının kırmızı, özellikle de eflâtun
ve eflâtunun değişik tonlarında olması, erguvânın divan şairlerince şarâbla
özdeşleştirilmesine sebep olmuştur (% 35.71). Yine bu bitkisel özelliğinden ilhamla
ilişkilendirildiği kadeh, yaş, kan, ateş, dudak, yüz, yanak, yara, yara izi, dil, boy,vücûd, sevgili
ve âşık gibi ögeler ( % 64.29); erguvânın anlam çerçevesini tamamlamaktadır.
Karanfil, karanfül ( قرنفل ): Örnek beyitlerde hem güzel kokulu, sarı taç yapraklı
çiçek hem de hoş kokulu bir baharat anlamıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır. “Testiye karanfil
koymak, kumaşlara karanfil motifleri işlemek, gûşe-i destâra karanfil takmak, ağızda
karanfil (kökü) çiğnemek” alışkanlıkları, klasik Türk şiirine de yansımıştır. Diğer yandan
klasik Türk şiirinde karanfilin anlam çerçevesini; yara (zahm) (%27.78) ve ben (hâl) (%
19.44) ile yüz, yanak, boy, göz, çene (zenehdân), zülf, güzel, gelin (‘arûs), sevgili, âşık, âbdâl,
âbid, kuş ve yıldızlar (encüm) gibi değişik ögeler (% 52.78) oluşturmaktadır.
Nîlûfer, nîlûberg, nîlûper (nilüfer) ( نيلوپر , نيلوبرك , نيلوفر ): Klasik Türk şiirinde suda
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
216 Yavuz BAYRAM
Şebbû, şebbûy (şebboy) ( شببوى , شببو ): Klasik Türk şiirinde az rastlanan çiçeklerden
olan şebboy, beyitlerde daha çok “geceleri açması ve güzel kokması” açısından dikkat
çekmiş ve bu sebeple en çok “sevgilinin zülfü ve saçları”yla (%69.57) ilişkilendirilmiştir.
Ayrıca “hâl, göz, sûfî ve hırsız” (%30.43) olarak algılanmasında da bu özelliğinin etkili
olduğu anlaşılmaktadır.
Za‘ferân (safran) ( زعفران ): Klasik Türk şiirinde az rastlanan çiçeklerdendir. Diğer
çiçeklerin aksine sonbaharda açar ve sarı renk elde etmede kullanılır. Bu yönüyle daha çok
âşığın yüzüyle (çehre, sîmâ, beniz, yanak) ilişkilendirilmiştir (%82.61). Ayrıca âşık, sevgilinin
hattı ve Nasreddin Hocayla ilgisinin kurulduğu da görülmüştür (%17.39).
Zanbak (zambak) ( زنبق ): Bazı kaynaklarda sûsenle karıştırılan ve güzel kokulu bir
çiçek olan zambak, klasik Türk şiirinde, genellikle şekli ve rengi açısından
değerlendirilmiştir. Divan şairleri, çok az beyitte kullandıkları zambağı ince ve uzun, beyaz
taç yapraklı, güzel bir çiçek olarak düşünmüşlerdir. Doğal olarak zambağın anlam
çerçevesini; güzel, serdâr, yüz, zekân, parmak, yara, kirpik, boy, arz-ı hâl, kef-i Mûsâ, yed-i
Beyzâ, Hz.Mûsâ, bâzûbend, şem‘, lû‘bet, lûle, şiir, devât ve nâme gibi ögelerin oluşturmasında
bu ince, uzun, beyaz, güzel ve zarif özelliklerinin etkili olduğu açıktır.
Buhûr-ı meryem, bahûr-ı meryem (buhurımeryem) ( بخورمريم ): Klasik Türk şiirinde
istisnaî derecede az kullanılan bir çiçek olan buhurımeryem; şekli, kokusu ve mitolojik
geçmişi açısından dikkat çekmiştir. İçinde buhurımeryem geçen beyitlerde sevgilinin zülfü,
hâme, Hz.İsâ, Mesîh ve yed-i Beyzâ imgelerinin ön plâna çıkması bundandır.
Leylâk ( ليلاق ): Taranan 26 Türkçe divanda sadece 3 beyitte geçtiği tespit edilen
leylâk, mor veya beyaz renkli, kuvvetli kokulu olması sebebiyle; sonuna nisbet i’si (î)
getirilerek, sevgilinin ayva tüyleri, zülfü ve elbisesini nitelemek üzere sıfat konumunda
değerlendirilmiştir.
Merzengûş (mercanköşk) ( مرزنگوش ): Taranan yüz bin civarındaki beytin sadece
birinde tespit edilen merzengûş, şeklinden ötürü tesbîh-hân (tesbih çeken bir şahıs) gibi
tasavvur edilmiştir.
Sedâb (sedefotu) ( سداب ): Yapılan taramada sedâbın bir beyitte, sanavberle birlikte,
rengi (levn) açısından değerlendirildiği görülmüştür.
Lisânü‘s-sevr (sığırdili) ( لسانالثور ): Tek beyitte tespit edilen çiçeklerden olan
lisânü‘s-sevr, herhangi bir ögeyle benzerlik ilgisi kurulmaksızın, hüsn-i talil aracılığıyla
zikredilmiştir.
Sonuç ve Değerlendirme
Görüldüğü gibi klasik Türk şiirinde birçok çiçek yer almış ve bunlar, bitkisel özellikleriyle uyumlu olmak şartıyla, başta insan uzuvları olmak üzere pek çok somut ve soyut ögeyle ilişkilendirilmişlerdir.
Bu arada klasik Türk şiirinde tespit edilen çiçeklerle ilgili çok önemli bir noktaya değinmekte yarar görülmektedir. Bugün halk arasında gelincik, fulya, kardelen, güzelhatun çiçeği, boru çiçeği, öküz gözü, ölü çiçeği, Van gülü, Mısır gülü, peygamber çiçeği, tavşan gülü, katırtırnağı, kurtkulağı, navroz, eşek lâlesi, devetabanı, su gülü, su lâlesi, su zambağı, safran, çiğdem, cehri, muhabbet çiçeği, ak diken, kara diken, gecegündüz çiçeği ve mentur vs. gibi adlarla kullanılan çiçekler de aslında divan şairlerinin gül, nesrîn, lâle, nergis, yâsemin, sûsen, nîlûfer, za‘ferân, şebbû vs. dedikleri çiçeklerden ibarettirler. Yani bu çiçekler, klasik Türk şiirinde halk arasında yaygın olan ve yörelere göre değişen isimleriyle olmasa da yazı dilinde ve dönemin İstanbul Türkçesinde kabul gören isimleriyle zikredilmişlerdir.
Şu hâlde taranan divanlarda tespit edilen çiçek sayısı ilk bakışta 19’dur. Ancak çiçeklerle ilgili değişik adlandırmalar ve bu çiçeklerin değişik türleri dikkate alındığında bu sayı 28’e yükselmektedir. Örneğin gül, nesrîn ve nesteren tek başlık altında bir tek çiçek
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler 217
olarak incelenmiştir. Oysa bu üç gül türü, halk arasında farklı çiçekler olarak düşünülmektedir. Bu açıdan bakıldığında, klasik Türk şiirinde isimleri bizzat zikredilmek suretiyle, geçen 28 çiçek şöyledir: gül (verd), nesrîn, nesteren; lâle, şâkâyık, şakâyıku‘n-nu‘mân; sünbül; nergis (‘abher), zerrîn, zerrîn-kadeh; nevrûz; benefşe (menevşe); yâsemîn (semen, yâsemen); sûsen; nîlûfer (nîlû-per, nîlû-berg), çadır çiçeği; reyhân, fesleğen; karanfil (karanfül); za‘ferân; şebbû (şebbûy); zanbak; buhûr-ı Meryem, bahûr-ı Meryem; leylâk; merzengûş (mercânköşk), sedâb, lisânü‘s-sevr.
Aşağıdaki tablo ve grafik, çiçeklerin taranan 26 Türkçe divanda kullanımlarıyla ilgili sayısal verilerin karşılaştırmalı bir değerlendirmesinden oluşturulmuştur. Hangi çiçeklerin, hangi dönemlerde daha çok kullanıldığını göstermesi açısından tablo ve grafikler, bir anlamda çiçeklerin klasik Türk şiirindeki kullanımıyla ilgili sayısal bir özet niteliğindedir:
Tablo 10: Taranan Divanlarda Çiçekler (Genel Toplam) (Bayram 2001,485)8
ŞY
CS
KA
MS
MH
AD
NC
AM
BK
FZ
HY
HL
NV
TY
ZT
NF
NB
MZ
KF
FK

SK
ŞE
Şİ
ND
ŞG
T
Gül
136
179
192
168
212
64
506
102
413
3 85
338
73
346
201
584
134
426
327
99
234
103
74
170
145
262
333
6206
Nesrîn
8
3
4
1
6
2
2
7
9
1
6
2
1
1
1
1
55
Nesteren
1
3
1
2
3
1
11
Lâle
39
36
49
26
30
8
51
11
89
48
113
16
55
34
54
19
31
51
18
34
22
8
62
27
63
25
1019
Şakâyık
3
1
1
2
2
1
1
1
1
13
Sümbül
18
31
30
12
14
17
37
9
93
22
32
6
81
16
58
18
24
26
1
25
12
4
29
16
29
49
709
Nergis
23
16
26
30
13
4
45
9
46
22
23
5
58
17
24
10
15
12
3
15
14
3
6
6
16
26
487
Yâsemin
17
21
15
12
15
5
40
6
34
17
13
1
12
12
20
14
14
10
8
13
4
5
5
4
16
15
348
Menekşe
18
25
8
4
9
4
55
10
13
7
39
7
10
17
24
3
4
4
1
8
1
10
1
1
3
286
Reyhân
18
9
6
7
17
5
22
4
9
14
7
5
6
2
9
2
4
3
2
3
4
3
161
Sûsen
5
6
7
9
3
1
7
1
9
7
11
3
9
5
4
4
2
1
2
2
1
3
3
105
Erguvân
8
4
2
4
8
2
4
9
12
7
2
2
1
4
7
4
5
6
2
93
Karanfil
1
1
1
2
11
1
2
1
4
6
2
2
3
1
1
4
43
Nîlûfer
1
2
1
2
3
2
2
1
2
2
2
1
3
1
6
5
3
39
Şebbûy
1
2
1
1
16
1
4
3
6
3
38
Za‘ferân
1
2
4
6
4
1
2
1
4
1
1
6
33
Zambak
1
5
1
3
8
1
1
1
1
1
1
24
B.Meryem
1
2
2
1
1
1
8
Leylâk
1
1
1
3
Mercânköşk
1
1
Sedâb
1
1
Lisânüssevr
1
1
293
330
347
275
325
108
784
159
741
545
595
120
602
320
802
212
544
445
140
343
167
96
296
209
413
473
2462
3884
1947
1391
9684 Grafik 90: Taranan Divanlarda Geçen Çiçekler (Bayram 2001,485 )Gül NesrînNesterenLâle ŞakâyıkSümbülNergisYâseminMenekşeReyhânSûsenErguvânKaranfilNîlûferŞebbûyZa‘ferânZambakB.MeryemLeylâkMercânköşkSedâbLisânüssevr
Tablo ve grafiklerdeki verilere göre;
1. Klasik Türk şiirinde en çok dikkat çeken çiçek, tartışmasız gül olmuştur. Gülden sonra divan şairlerinin en çok kullandıkları çiçekse lâledir. Sümbül, nergis, yâsemin ve menekşe de klasik Türk şiirinde oldukça sık kullanılan çiçeklerdendir. Kullanıldıkları beyitlerin sayıları Turkish Studies
8 Tablodaki kısaltmalar: ŞY: Şeyhî, CS: Cem Sultan, KA: Karamanlı Aynî, MS: Mesîhî, MH: Mihrî Hatun, AD: Adlî, NC: Necâtî, AM: Amrî, BK: Bâkî, FZ: Fuzûlî, HY: Hayâlî, HL: Helâkî, NV: Nev‘î, TY: Taşlıcalı Yahyâ, ZT: Zâtî, NF: Nef‘î, NB: Nâbî, MZ: Mezâkî, KF: Kafzâde Fâ’izî, FK: Fehîm-i Kadîm, NŞ: NeşâtÎ, SK: Sükkerî, ŞE: Şeyhülislâm Es‘ad, Şİ: Şeyhülislâm İshak, ND: Nedîm, ŞG: Şeyh Gâlip.
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
218 Yavuz BAYRAM
açısından dördüncü grubu; reyhân, sûsen, erguvân, karanfil, nilüfer, şebboy, za‘ferân ve zambak oluşturmaktadır. Buhurımeryem, leylâk ve mercanköşk gibi çiçeklerin geçtiği beyitler ise istisna derecesinde azdır.
2.Taranan divanların yüzyıllara göre dağılımı eşliğinde genel toplam dikkate alındığında, çiçeklerden en çok 16.yüzyılda, ardından 15.yüzyılda bahsedilmiştir. Nesrin, menekşe, reyhân ve sûsenin kullanımıyla ilgili olarak ise, 15.yüzyıldan 18.yüzyıla doğru düşen bir eğilim gözlenmektedir. Şakayık, nilüfer, şebboy ve leylâk söz konusu olunca, bu eğilimin tersine döndüğü görülmektedir. Nesteren, karanfil ve zambak ise daha çok 16 ve 17.yüzyıllarda dikkat çekmiştir. Gül, lâle, sümbül, nergis ve yâsemin gibi çiçeklerle ilgili beyitlerin dağılımının ise daha homojen olduğu söylenebilir. Bu dağılım; gül, lâle, sümbül, nergis ve yâsemin gibi çiçeklerin her dönem klasik şairlerin dikkatini çektiğini, bir bakıma klasik bir estetik unsur olarak yaygın bir
3.Çiçeklere şiirlerinde en çok yer veren şairler Zâtî, Necâtî Bey ve Bâkî’dir. Çiçeklere en az yer veren şairler, diğerlerine oranla daha küçük hacimli divanları bulunan Sükkerî, Adlî, Helâkî, Kafzâde Fâizî ve Amrî’dir.
4. Klasik Türk şiirinde çiçekler en çok sevgili ve güzelle ve bunların yanak, yüz, dudak, ağız, çehre, saç, zülf, göz gibi uzuvlarıyla ilişkilendirilmişlerdir. Ayrıca çiçeklerle ilişkilendirilen ögeler arasında bahar, şebnem, anâsır-ı erba‘a, güneş, ay, yıldızlar ve bülbül gibi doğal olaylar ve ögeler; kadeh, şarap, elbise, mum gibi eşya; ümit, güzellik, sevinç, aşk, cennet, du‘â, şiir, söz gibi soyut kavramlar da dikkat çekmektedir.
5.Divan şairleri, çiçekleri tüm yüzyıllarda gerçek anlamları ve bitkisel özellikleriyle uyumlu ve bağlantılı biçimde kullanmışlardır. Bunun yanında 15.yüzyılda çiçeklere gerçekçi ve doğal bakış açısının diğer yüzyıllara oranla daha kuvvetli olduğu, zamanla bu bakış açısının zayıfladığı söylenebilir. Çiçeklerin 15. yüzyıldan sonra soyut kavramlarla gittikçe daha çok bağdaştırılmış olması, bunun en önemli işaretidir.
KAYNAKÇA
AKSAN Doğan (1993). Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, Şafak Matbaacılık: Ankara; ----------- (1995). Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, AKDTYK TDK Yayınları: Ankara; AYBET Nahit (1989). Fuzûlî Dîvânı’nda Maddî Kültür, Kültür Bakanlığı Yayınları: Ankara; AYVAZOĞLU Beşir (1992). Güller Kitabı, Ötüken Yayınları: İstanbul; AYVERDİ Ekrem Hakkı (1950). XVIII.Asırda Lâle, İstanbul; BAYRAM Yavuz (2001). Çiçeklerle Diğer Bitkilerin Divan Şiirine Yansıma Biçimleri ve Anlam Çerçeveleri, OMÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Bitirilmiş Doktora Tezi: Samsun; ÇAĞLAYAN Bünyamin (1990). Taşlıcalı Yahyâ Bey Dîvânı’nda Maddî Kültür, Gazi Ü. BE Y.Lisans Tezi: Ankara; ÇETİNDAĞ Yusuf (2002). “Türk Kültüründe Hayvan ve Bitki Motifinin Seyri”, Türkler Ansiklopedisi, Vol.IV, No:4, pp.171-182; DEMİREL H.Gamze (2000). Nef‘î Dîvânı’nda Tabiat, Fırat Ü. SBE Y.Lisans Tezi: Elazığ; DEMİRİZ Yıldız (1986). Osmanlı Kitap Sanatında Natüralist Çiçekler, İ.Ü.E.F.Yayınları: İstanbul; DİRİÖZ Meserret (1980). “Divan Edebiyatında Gül”, Yeni Divan Dergisi, S:4, s.4-7; AKSAN Doğan (1993). “Anlam Çerçevesi”, Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, Şafak Matbaacılık: Ankara; ----------- (1995). Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, AKDTYK TDK Yayınları: Ankara; ELDEM Sedad Hakkı (1976). Türk Bahçeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları: İstanbul; ERDOĞAN Kenan (1989). Fuzûlî Dîvânı’nda Kozmoğrafya ve Tabiat, Y.Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi: Adana; GÜLERSOY Çelik (1980). Lâle ve İstanbul, İstanbul; KALKIŞIM Muhsin (1997). “Klasik Türk Şiiri’nde Çiçekler”, Akademik Bakış, S.1 (Bahar),s.31-38; KARAHAN Abdülkadir (1980). “Klasik Türk Şiirinde Tabiat”, Eski Türk Edebiyatı İncelemeleri, İÜEF Yayınları: İstanbul. s.55-63; KORKMAZ Zeynep (1992). Gramer Terimleri Sözlüğü, AKDTYK TDK Yayınları: Ankara; MERMER Ahmet (1985). Taşlıcalı Yahyâ Bey Dîvânı’nda Nebâtlar, Gazi Ü. SBE Y.Lisans Tezi: Ankara; Mütercim Âsım Efendi (2000). Burhân-ı Katı, TDK Yayınları: Ankara; ÖZEL Rıdvan (1981). Nev‘î Dîvân’nda Bitkiler, Hacettepe Ü. SBE Y.lisans Tezi: Ankara; POLAT N.Hikmet (2001). Türk Çiçek ve Ziraat Kültürü Üzerine Cevat Rüşdi’den Bir Güldeste, Kitabevi Yayınları: İstanbul; Sa‘id (b.t.).
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007
Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler 219
Lisânü’l-Ezhâr, Süleymaniye Kütüphânesi Dr.A.Süheyl ÜNVER Bağışı: 948; KARTAL ŞİMŞEK Nuray (1994). 16.Yüzyıl Bazı Dîvân Şâirlerinin Türkçe Dîvânlarında Bitkiler: Bâkî, Fuzûlî, Hayâlî Bey, Nev‘î, Marmara Ü. SBE Doktora Tezi: İstanbul; TANSUĞ Sabiha (1988). Türklerde Çiçek Sevgili ve Sünbülnâme, Akbank Yayınları: İstanbul; ÜNVER A.Süheyl (1977). “Türk Sanatında Çiçekler ve Buketler”, Türkiyemiz, S:22; ----------- (1954). Müzehhib ve Çiçek Ressamı Üsküdarlı Ali, İstanbul; ----------- (1967). “Çiçek Tarihimizde Türk Karanfilleri”, Türk Etnografya Dergisi, S:9, Ankara; YILGÖR Asuman (1990). Fuzûlî’nin Türkçe Dîvânı’nda Bitkiler, İstanbul Ü. SBE Y.Lisans Tezi: İstanbul.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic
Volume 2/4 Fall 2007


_________________
Paylaştıkça
Resim


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder E-posta  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
who's online
eXTReMe Tracker
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye
phpBB SEOYoutube
Gizlilik Bildirimi